Her biri iki ila üç dakikalık iki eksiksiz anma konuşması: biri kamusal ortam, diğeri en yakın çevre için. İsimler ve yerler uydurma; ton ve kurgu gerçek. Her konuşmanın ardından neden taşıdığı yazıyor. Kurgu, uzunluk ve tona dair temelleri Anma konuşması yazmak sayfası anlatıyor.
Örnek 1: Belediye başkanı şehir anma töreninde
Durum: Şubat 1945’te eski şehrin yıkılışının yıl dönümü. Anıtın başında yaklaşık 80 yurttaş, ardından saygı duruşu ve çelenk koyma. Belediye başkanı üç dakika konuşuyor.
Sayın hanımefendiler ve beyefendiler, değerli Werthagenliler,
14 Şubat’ı 15 Şubat’a bağlayan 1945 gecesinde şehrimiz 312 insanını yitirdi. En küçükleri dört aylıktı ve adı Elisabeth Kortmann’dı. En yaşlıları 89 yaşındaydı, Mühlenstraße’den ayakkabıcı Johann Wiese. Adları, arkamdaki levhalarda 310 kişininkiyle birlikte yazılı. Levhaları okuyan, koca aileler bulur; yalnızca Mühlenstraße’deki tek bir evden altı isim.
Aradan seksen yıldan fazla geçti. Bugün burada duran hiç kimse o gecenin suçunu taşımıyor. Bizim taşıdığımız, sorumluluk: bu gecenin bilgisinin doğru ve süslenmeden aktarılması sorumluluğu. Şehrimiz bunun için bir hafıza kurdu: bu anıt, eski belediye binasındaki arşiv ve orada herkesin bakabileceği anı raporları klasörü.
Bugün Käthe Willms’ten söz etmek istiyorum; 1931 doğumlu, zangocun kızı. O gece on üç yaşındaydı ve Marienkirche’nin yangınını komşu evin bodrumundan duydu. İki yıl önceki ölümüne dek, dinlemek isteyen her okul sınıfına aynı cümleyi söyledi: “Bunu size üzülesiniz diye anlatmıyorum. Dikkatli olasınız diye anlatıyorum.” Torunu bugün burada, ön sırada oturuyor. Sevgili Willms-Berger Hanım, geldiğiniz için teşekkür ederim.
Dikkatli olmak, artık bizim görevimiz. Küçük şeylerde başlıyor: sohbet masasındaki itirazda, okul bahçesinde gözünü kaçırmamakta, hakikate gösterilen özende. Lindenschule öğrencileri on iki yıldır bu anıttaki levhalara bakıyor ve her yıl isimleri okuyor. Onlara ayrıca teşekkür ediyorum. Hatıranın aktarılabileceğini gösteriyorlar — elden ele, birazdan koyacakları güller gibi.
Şimdi sizden, bir saygı duruşu için ayağa kalkmanızı rica ediyorum. O gecenin 312 insanını analım. Ve Käthe Willms’in bize verdiği görevi analım.
[Saygı duruşu]
Teşekkür ederim. Öğrenciler şimdi gülleri koyuyor.
Neden işe yarıyor: Giriş bir sayı ve yaş ile meslekleriyle iki isim anıyor. Anma, tek bir büyük söz edilmeden önce somutlaşıyor. Görgü tanığı Käthe Willms geçmişi dinleyicinin ön sırasına bağlıyor; ondan aktarılan cümle, konuşmacının her türlü yorum kalıbının yerini alıyor. Bugüne verilen görev küçük ve elle tutulur kalıyor (sohbet masası, okul bahçesi) ve bu sayede hiçbir zaman günlük siyasete kaymıyor. Saygı duruşu önceden haber veriliyor, içine bir düşünce katılıyor ve teşekkürle, güllere geçişle işitilir biçimde bitiyor.
Örnek 2: Aile çevresinde kişisel anma konuşması
Durum: Babanın ölümünden bir yıl sonra aile, onun yaptığı bahçe evinin başında buluşuyor. En büyük kızı 15 yakınına konuşuyor, iki dakikayı biraz aşkın.
İyi ki hepiniz buradasınız.
Bir yıl önce babam öldü. Bugün nerede buluşacağımızı uzun uzun düşündük, sonra aslında belliydi: burada, onun bahçe evinin başında. Bu evi 1994’te, Bernd amcayla, güya bir kez bile yağmur yağmayan bir yazda yaptı. Annem durmadan yağdı diyor. Bernd amca ise çatının tek bir öğleden sonrada çakıldığına bugün hâlâ yemin ediyor. İki anlatı da ona ait, bugün ikisini de geçerli sayıyoruz.
Büyük bir bilanço çıkarmak istemiyorum. Onsuz geçen bu ilk yılın gösterdiği üç şeyi kayda geçirmek istiyorum.
Birincisi: Domatesleri büyümeye devam ediyor. Jonas sonbaharda tohum paketçiklerini kulübeden kurtardı; babamın matbaa harfleriyle, 2011’den beri yıl yıl etiketlenmiş. Bu yıl ailemizin üç bahçesinde onun sığır yüreği domatesleri var, biz unutunca annem suluyor. Bizim eğri hereklerimizle dalga geçerdi. Ve gizliden sevinirdi.
İkincisi: Cümlesi kaldı. “Önce yap, sonra söylen.” Bu yıl bu cümleyi istediğimden daha sık söyledim: çocuklara, kendime, bir kez de ofiste yüksek sesle. Belki böyle bir cümle, bir insanın geride bırakabileceği en dayanıklı şeydir.
Üçüncüsü: Buradayız. Hepimiz. Marie bile Kopenhag’dan geldi, gece treniyle, çünkü babam aile buluşmaları için uçakla seyahati hep abartılı bulurdu. Böyle buluşmaları kendisi pek düzenlemezdi ama her yıl isterdi: “Ne zaman yine hep birlikte bir masaya oturacağız?” Bugün hepimiz bir masaya oturuyoruz, onun evinin başında, bir yıl sonra. Bu, ona verdiğimiz cevap.
Bir an sessiz kalmamızı istiyorum. Her birimizin kendine ait bir baba anı var. Kendi anınızı düşünün. Benimki, tam da şu kapıdaki ahşap verniği kokusu.
[Sessizlik]
Teşekkürler. Ve şimdi yemek yiyoruz. Domates salatası var — kimden, biliyorsunuz.
Neden işe yarıyor: Mekân, konuşmanın bir parçası; bahçe evi hatırayı, bir fotoğrafa ya da kronolojiye gerek kalmadan elle tutulur kılıyor. Üç küçük, somut gözlem büyük yaşam bilançosunun yerini alıyor: matbaa harfleriyle domates tohumları, miras kalan bir cümle, dolu masa. Mizah sessiz ve sevecen (iki yağmur anlatısı) ve masanın ağırlığını, saygıya dokunmadan alıyor. Sessiz ana kişisel bir görev katılıyor, herkes kendi anını düşünüyor; yemek daveti de o anı sıcak ve işitilir biçimde bitiriyor. Aile çevresinde hayata dönüş bu kadar doğrudan olabilir.
Her iki konuşmanın ardındaki desen
İkisi de aynı temele dayanıyor: önce somut isimler ve ayrıntılar, hatıranın çıpası olarak bir insan ya da bir nesne, temiz çerçevelenmiş sessiz bir an, sonrası için bir düşünce. Ölçek farklı: Şehir bugüne uzanan yaya ihtiyaç duyar, aile ise küçük gözleme cesaret etmeye. Kurguyu, uzunluğu ve uygun tonu Anma konuşması yazmak sayfası anlatıyor; eloqole ise vesilene uygun doğru sözleri bulmana yardım eder.